Montaj Değil Gerçek Uçaklar Böyle İniş Yapıyor..! :)

Montaj Değil Gerçek Uçaklar Böyle İniş Yapıyor..! Izleyinn

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı yeni parçacıklar buldu!

CERN, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile yapılan yeni deneylerde "Pentakuark" ismi verilen yeni parçacıklar keşfedildiğini duyurdu.

2015 model LG Nexus 5'e ait ilk sızıntı gerçekleşti

LG tarafından geliştirilen yeni Nexus parmak izi tarayıcısıyla gelecek.

Nedir Bu Probiyotik?

Son yıllarda kronik hastalıklar ile bağırsak dengesi arasındaki ilişkiyi gösteren onlarca araştırma yapıldı.

Balkanların Tek Kemerli En Büyük Osmanlı Taş Köprüsü Yıkıldı

Yunanistan’da 1866’da inşa edilen ve Balkanların tek kemerli en büyük taş köprüsü olarak belinen Osmanlı köprüsü yıkıldı.

Friday, August 7, 2015

Esra Erol - Liseli Gencin Okuldan Kacip Evlenmeye Gelmesi


Esra Erol Liseli Gencin Okuldan Kacip Evlenmeye Gelmesi



Monday, August 3, 2015

Pasta Şakası Damadı Çıldırttı




Pasta Şakası Damadı Çıldırttı

Kazakistan'daki bir düğün töreninde gelinin damada yaptığı pasta şakası, damadı çileden çıkardı. Damat, ikram edilen pastaya tekmeyi bastı. 
Görüntüler Kazakistan'daki bir düğün töreninden...Damada pasta şakası yapmak isteyen gelin, damadın büyük tepkisiyle karşılaştı.
PASTAYA TEKME ATTI

Adet olduğu üzere gelin ve damat birbirlerine pasta yediriyor ve her şey sonrasında oluyor. Damat masaya tekme atarken, durum daha kötü bir hal almadan konuklar, akrabalar olaya müdahale ediyor.

Kaynak: Admin

8 Bakan 1.5 Aydan Beri Maaş Alamıyor, Gözler Çalışma Bakanı Çelik'te

8 Bakan 1.5 Aydan Beri Maaş Alamıyor, Gözler Çalışma Bakanı Çelik'te



3 dönem kuralına takıldıkları için listeye konulmayan ve milletvekili seçilemeyen, yeni hükümet kurulamadığı için görevlerini de devredemeyen 8 bakan, 1.5 aydan beri maaş alamıyor.


8 Bakan 1.5 Aydan Beri Maaş Alamıyor, Gözler Çalışma Bakanı Çelik'te
Milletvekili olmadıkları halde kabinede görevli 3 dönemlikler; Bülent ArınçAli Babacan,Faruk ÇelikTaner YıldızMevlüt Çavuşoğlu,Mehdi EkerNurettin Canikli ve Ömer Çelikyasada tanımları olmadığı için 1.5 aydır maaş alamıyor. Bu bakanlardan bazıları, kendileriyle aynı durumdaki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e "Angarya Anayasa'ya göre suç değil mi? 1.5 aydır maaş almadan çalışıyoruz. Bir el at" diye takılıyorlar.
TÜRK SİYASETİNDE ÖRNEĞİ YOK
Türkiye siyasetinde, örneği olmayan ilginç bir durum yaşanıyor. Şu anda Bakanlar Kurulu'nda görev yapan 8 bakan, AK Parti'nin 3 dönem kuralının hiç hesaba katılmayan sonucuyla karşı karşıya. 3 dönem kuralına takıldıkları için listeye konulmayan vemilletvekili seçilemeyen, yeni hükümet kurulamadığı için görevlerini de devredemeyen 8 bakan, 1.5 aydan beri maaş alamıyor.
TUHAF BİR DURUM
Siyasetin yeni hükümet kurma çalışmalarına yoğunlaştığı dönemde, partilerinin 3 dönemsiyaset yasağı nedeniyle yeniden milletvekili seçilemeyen 8 bakanın yaşadığı ilginç durum da gözden kaçtı. Şu anda milletvekili olmadıkları halde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji Bakanı Taner Yıldız, Tarım Bakanı Mehdi Eker, Gümrük Bakanı Nurettin Canikli ve Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik bakanlık görevini sürdürüyor.
YASADA TANIMLARI YOK
Yasada tanımları olmadığı için 8 bakana maaş ödenemiyor. Yasalarda, milletvekili olan bakanlarla, dışarıdan atanan bakanların maaş ve özlük hakları düzenlendiği için 8 bakanın durumu iki gruba da girmiyor.
Hem milletvekili olmadıkları hem de dışarıdan atama işlemi yapılmadığı için sadece anayasada 'Yenisi atanana kadar mevcut hükümet görevine devam eder' ifadesi nedeniyle görevlerine devam eden 8 isim için yasada karşılık bulunmuyor.
SADECE 350 LİRA YATTI
Henüz hükümet kurulamadığı ve önümüzdeki kısa bir sürede kurulacak gibi görülmediği için 8 isim, görevlerini ücretsiz yapacaklar. Bu bakanlara 15 Haziran'da en son milletvekilimaaşları ödendi. 1.5 aydır maaş alamayan bakanlar, hesaplarında yalnızca 350 liralık 'bakan tazminatı' yatırıldığını gördü. 15 bin lirayı bulan maaş hesapları otomatik olarak kesildi. Bu bakanların ayrıca emeklilik hesabı bulunuyor. Hak kazananlar 8 bin lira emekli maaşı alıyor.
'ANGARYA SUÇ DEĞİL Mİ?' ESPRİSİ
Maaşın ne zaman kesileceğinden haberdar olmayan bazı bakanlar, hesaplarını görünce şaşkınlık yaşadılar. Bu durum bakanlar arasında da espri konusu oldu. Hesabı görünce tasarruf tedbiri uygulamaya başladıklarını söyleyen bazı bakanlar, kendi aralarında, "Angarya anayasaya göre suç değil mi? 1.5 aydır maaş almadan çalışıyoruz" diye espri yapmaya başladılar. Bazı bakanlar ise diğer 3 dönemlikler gibi maaşı kesilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e "Asgari ücret bile almıyoruz. 350 lira maaşımız var. Bu konuya bir el at" diye takıldılar. (Kaynak: Hürriyet)

Kaynak: haberler.com

Friday, July 31, 2015

Türkiye böyle bir damat adayı görmedi




Thursday, July 30, 2015

Montaj Değil Gerçek Uçaklar Böyle İniş Yapıyor..!

Montaj Değil Gerçek Uçaklar Böyle İniş Yapıyor..!








Büyük Hadron Çarpıştırıcısı yeni parçacıklar buldu!

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı yeni parçacıklar buldu!

CERN, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile yapılan yeni deneylerde "Pentakuark" ismi verilen yeni parçacıklar keşfedildiğini duyurdu.




Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, iki yıldan uzun süren bir aradan sonra haziran ayında ilk çalıştırmaya göre iki kat fazla enerjiyle tekrar atomları çarpıştırmaya ve fizik verisi sağlamaya başlamıştı. Yeni gelen haberlerde 27 kilometrelik halka şeklindeki tünelde yapılan deneylerde "pentakuark" adı verilen parçacıkların keşfedildiği bildirildi. 
CERN'den yapılan açıklamada, "Higgs Bozonu" adı verilen atomaltı parçacığın keşfinde kullanılan dünyanın en güçlü ve en büyük parçacık hızlandırıcısı olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda "pentakuark" adı verilen parçacıkların keşfedildiği belirtildi.
1436891335_img20150714192429.jpg
CERN Sözcüsü Guy Wilkinson, "Pentakuark sadece yeni bir parçacık değil, aynı zamanda 50 yıldan fazla yürütülen deneysel araştırmalarda daha önce gözlemlenmemiş bir şekilde parçacıkları yani sıradan proton ve nötronların temel bileşenlerini bir araya getiren bir yol gösteriyor" ifadesini kullandı. 
Wilkinson, beş atomaltı parçacığının bir araya gelerek oluşturduğu "pentakuark" adı verilen yeni parçacıklar üzerinde yapılacak çalışmaların evrenin yapısını daha iyi anlamaya yardımcı olabileceğini belirtti. 

Kaynak:Admin

2015 model LG Nexus 5'e ait ilk sızıntı gerçekleşti

2015 model LG Nexus 5'e ait ilk sızıntı gerçekleşti

LG tarafından geliştirilen yeni Nexus parmak izi tarayıcısıyla gelecek.




Aylardır gerçekleşen sızıntı ve söylentiler Google’ın bu yıl iki Nexus akıllı telefona odaklandığını gösteriyor. İddiaya göre 5.2 inç ekranlı yeni Nexus telefonu LG, 6 inçlik bir diğer Nexus telefonu ise Huawei üretecek.
Her iki Nexus akıllı telefona ilişkin haberler devam ededursun, sektörün son dönemdeki popüler sızıntı kaynaklarından OnLeaks, LG tarafından geliştirilen 2015 model Nexus 5’e ait kılıfların görüntüsünü Twitter üzerinden paylaştı.
1438277468_nexus-5-2015-back-cover-leak-640x707.jpg
Söz konusu kılıf 5.2 inç ekranlı akıllı telefonun arka kısmının karmaşık bir yapıda olduğunu gösteriyor. Kılıf üzerinde  belirgin şekilde üç delik yer alıyor. Bu deliklerden üstteki yuvarlağın kamera, alttakinin ise parmak izi sensörüolduğu tahmin ediliyor. Android M’nin parmak izi sensörünü desteklemesi yeni Nexus telefonlarda parmak izi sensörünün kullanılacağı ihtimalini güçlendirmişti. Yan tarafta bulunan delik ise muhtemelen LED flaş için ayrılmış. Ancak bu bölümde çift LED flaş için oldukça büyük bir alan. LG muhtemelen bu bölgeye lazer odaklama sensörünü de dahil edecek.
Yeni nesil Nexus akıllı telefonda ayrıca 5.2 inç büyüklüğünde ekran, altı çekirdekli Snapdragon 808 işlemci, 3GB RAM32GB dahili depolama, USB Type-C girişi, 2.700 mAh kapasiteli pil ve Android M işletim sistemi yer alacak.
1438278623_2.jpg1438278631_3.jpg 
 Kaynak: admin

Nedir Bu Probiyotik?


Nedir Bu Probiyotik?







Son yıllarda kronik hastalıklar ile bağırsak dengesi arasındaki ilişkiyi gösteren onlarca araştırma yapıldı. Bu çalışmalarla birlikte günlük hayatımızda ve besin tüketimimizde probiyotik ürünler daha çok yer almaya başladı. Peki, nedir bu probiyotikler?
 
Diyetisyen Hacer Özkaya'nın haberine göre; sindirim sistemimizde yaşayan ve sağlık açısından olumlu ve olumsuz etki gösteren 100 trilyon mikroorganizma (bakteri) vardır. Bu bakterilerin sağlık yönünden yararlı etkileri olanlarına probiyotik yani faydalı bakteri, olumsuz etkileri olanlarına patojen yani zararlı bakteri diyebiliriz. Normal şartlarda bağırsakta bulunan zararlı bakteri ve mantarların oranı yüzde 10-15’i geçmez. Sayıları düşük olduğu sürece zararlı bakterilerin olumsuz etkileri probiyotikler tarafından kontrol altına alınır. Eğer zararlı bakterilerin sayısı artarsa çok sayıda hastalık oluşabilir.
Probiyotiklerin yararları nelerdir?

* Sin­di­rim sis­te­mi­ni güç­len­dirir
* Zararlı mikroplara karşı savunma sistemini üst dü­zey­de tutar
* Za­rar­lı maddeleri yok eden mad­de üretir
* İm­mün fonk­si­yon­la­rı güç­len­di­rir
* Sindirim sis­te­mini en­fek­si­yon­lar­dan ko­rur
* Aler­jik re­ak­si­yon­lar­dan ko­ru­r ve aler­jik ko­li­ti ön­ler
* Kan­ser kar­şı­tı özel­lik gös­te­rir
* Ko­les­te­rolü azal­tır
* Süt şe­ke­ri (lak­toz) emi­li­mi­ni ar­ttırır
* Ço­cuk­lar­da ka­bız­lık ve is­hal dön­gü­sü­nü düzenler
* Ge­be­likte an­ne­de ve be­bek­te obe­zi­te­yi en­gel­ler
* Barsak florasını düzenler ve bağırsağın düzgün çalışmasını sağlar
* Gaz ve şişkinliği önler
En güçlü probiyotik besin: Kefir
Bizim beslenme alışkanlığımızda bulunmayan ancak son yıllarda tanıştığımız kefir, ekşimsi krema tadıyla güçlü bir probiyotik besindir. 1900’lü yılların başlarında Ruslar tarafından Kuzey Kafkasyalılardan elde edilen tohumları hızla dünyaya yayılmıştır. Kuzey Kafkas Prensi’nden kefir tohumlarını alıp Moskova’ya getiren Irina Sakharova, kefirin Rus halkına sunulmasında verdiği mücadele ve çabalarından ötürü bir teşekkür mektubu almıştır. Evde kefir yapımında süte doğrudan kefir tohumları eklenir. Çiğ süt kaynatılır ve 20-25 derecede soğutulur. Kefir tohumu mayalanır. Mayalanmanın ardından tohumlar süzülür ve yeni bir mayalanma için kullanılır. Günlük iki bardak kefir, probiyotik bakterilerden gelen faydaları arttırır.
Antibiyotik, bağırsak dengesini bozuyor
Probiyotikler, sindirim sisteminde belirli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan canlı mikroorganizmalar (bakteriler) olarak tanımlanabilir. En önemli probiyotikler, lactobacillus ve bifidobacterium türleridir. Bağırsakta bakteri dengesinin korunmasına yardımcı olan bu mikroorganizmalar, özellikle stres veya hastalık nedeniyle denge bozulduğunda ve antibiyotik kullanımından sonra bağırsaktaki bakteri yoğunluğu azaldığında önem taşımaktadır. Bu bakterileri içinde fazla bulunduran besinlereyse probiyotik besinler denilmektedir.
Vücut savunmasız kalıyor
Günümüzde kullandığımız en güçlü probiyotik besinler yoğurt ve kefirdir. Pastörizasyon ve UHT işlemleri yoğurtlarda bulunan probiyotik bakteri miktarını azaltır.
Probiyotiklerin bağırsakta oluşturduğu üstünlük ortadan kalktığında bağırsak geçirgenliği artıyor ve besinlerin sindirimi ile oluşan toksinler kana geçiyor. Kana geçen zararlı toksinlerle savaşmaya başlayan bağışıklık sisteminin gücü azalıyor ve vücut hastalıklara yatkın hale geliyor. Savunma sistemini güçlendiren probiyotiklerin vücut için birçok yararı vardır.

Kaynak: admin

En Doğal Antibiyotikler


En Doğal Antibiyotikler





Penisilinin keşfinden önce insanlar enfeksiyonla mücadele için doğal tedaviler kullanıyorlardı. Günümüzde ise araştırmacılar bunların iyileştirme gücünü inceleyip yeniden keşfetmeye çalışıyorlar. Ancak bazı gıda maddeleri de bu işe yarıyor.
 
İşte yüzlerce yıl enfeksiyon ve çeşitli hastalıklarla mücadele için kullanılmış bitkiler, meyve ve sebzeler:
Yenibahar:

Bu baharat bakterilerin yiyeceklerde çoğalmasını önlemeye yardım ediyor.
Kuşkonmaz:

Kuşkonmaz özü, E.coli ve MRSA gibi bakterilere karşı korunmak için beyaz kan hücrelerinin aktivitesini ve sayısını artırır.
Fesleğen:

2 bin yıl önce yerlilerden Batı'ya ulaşan fesleğenin yaprakları ve çekirdekleri antibakteriyel özelliklere sahiptir. Pişirerek kullanabilir ya da yağını yaralara sürebilirsiniz.
Ayı üzümü:

Orman ve yüksek dağlarda yetişen bu bitki idrar yolu ve bağırsak enfeksiyonlarıyla mücadele eden bir bileşen içeriyor. Kapsül ya da eriyik şeklinde bulunabilir.
Yabanmersini:

Bu küçük meyveler E.coli enfeksiyonunu yok eden bileşenler içeriyor.
Bileşenler idrar yolu boyunca bakterilerin hücrelere yapışmasını önlüyor ve bakteri gelişimini engelliyor.
Vişne:

Vişne suyu diş plağı oluşumuna yol açan bakteri aktivitesini engelliyor ve dişeti hastalıklarını önlemeye yardım ediyor.
Kızılcık:

E.coli bakterilerinin idrar yolunda tutunmalarını engelleyen bileşenler içerir. Konsantresi veya sulandırılmamış hali en etkili şeklidir.
Ekinezya:

Mor koni çiçeğinden elde edilen bu tedavi, beyaz kan hücrelerinin sayısını yükseltip enfeksiyon bölgesine gidişlerini hızlandırıyor. Böylece bakterilerin yok edilmesine yardımcı oluyor. Genellikle tablet olarak içilir.
Okaliptus:

Bu Avustralyalı ağacın aromatik yaprakları okaliptus yağı açısından zengindir. Bu güçlü antibakteriyel solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır ya da yaralarda enfeksiyonu önlemek için haricen kullanılır.
Sarımsak:

Allicin gibi antibakteriyel bileşenler bakımından zengin olan sarımsak potansiyel ölümcül hastalıkların tedavisinde ve yaralardaki mikroplanmayı engellemek için kullanılır. Çiğ ve pişmiş olarak kullanabilir veya kapsül şeklinde tüketebilirsiniz.
Yeşil çay:

Yeşil çay ise bakterilerin çoğalmasını önleyerek bakteri metabolizmasını bozan antimikrobiyal ajanlar olan polifenoller içerir.
Bal:

Balın antibakteriyel özelliği yaraların enfeksiyon kapmasını önler. Hatta bal antibiyotiklere karşı dirençli olan MRSA bakterisiyle de çarpışabilir.
Kekik:

Yetiştirmesi çok kolay olan kekik antibakteriyel özelliklere sahip olan yağlar açısından zengindir. Kekik içeren reçetesiz satılan bu yağlar enfeksiyon kapmış yaraları tedavi eder.
Nar:

Yağ yapmak için C vitamini ve demir tuzlarıyla karıştırıldığında nar kabukları MRSA mikroplarını öldürüyor. Nar suyu ise ağız ve diş eti enfeksiyonlarını önlüyor.
Çay ağacı:

Avustralyalı yerlilerden gelen bu yağ, cilt ve yara enfeksiyonları için çok güçlü antimikrobiyal özelliğe sahiptir.
Yoğurt:

Yoğurtta bulunan iyi bakteriler beyaz kan hücresi yapımını harekete geçirir, bunlar da hücum etmiş mikroorganizmalara saldırırlar.
Altınmühür:

Amerikan yerlileri tarafından enfeksiyonların tedavisinde uzun yıllar kullanılan bu bitki, bakterilere saldıran ve bağışıklık sistemini destekleyen berberin içerir.

Kaynak: zaman.tr, haberler.tr

Balkanların Tek Kemerli En Büyük Osmanlı Taş Köprüsü Yıkıldı


Balkanların Tek Kemerli En Büyük Osmanlı Taş Köprüsü Yıkıldı







Yunanistan’da 1866’da inşa edilen ve Balkanların tek kemerli en büyük taş köprüsü olarak belinen Osmanlı köprüsü yıkıldı. 
 
Ülkede etkili olan yoğun yağış, bir çok ilde maddi hasara sebep oldu. Altyapı, karayolları, tarım arazileri, işyeri ve çiftlikler sular altında kaldı.
Epir bölgesindeki Balkanların en büyük tarihi Osmanlı taş köprüsü, restore edilmediği için yükselen su seviyesine dayanamayarak yıkıldı.
Batı Yunanistan’daki Epir bölgesinin Arta şehri yakınlarındaki Pramanta köyünde yer alan Plaka Köprüsü, aralıksız yağan şiddetli yağmura, rüzğara ve dayanak kemerlerine kadar yükselen su seviyesine direnemeyerek yıkıldı.

BAŞBAKAN ÇİPRAS: KÖPRÜ YIKILDIĞI İÇİN ÜZÜNTÜLÜYÜM
Epir bölgesinde etkili olan yağışlar ve olumsuz hava şartları sebebiyle Başbakan Aleksis Çipras başkanlığında acil bir toplantı yapıldı. “Önceliğimiz can kaybı yaşanmamasıdır.” diyen Aleksis Çipras, tarihi Osmanlı taş köprüsü Plaka’nın yıkılması sebebiyle üzüntülü olduğunu da açıkladı.
Öte yandan Kültür Bakanlığı’nın, bölgede yer alan çok sayıda tarihi eseri incelemeye alacağı bildirildi. Bölgede, ayakta kalan onlarca tarihi Osmanlı eseri bulunuyor. Bakanlık, yıkılan Balkanların en büyük tek kemerli Osmanlı taş köprüsü ile ilgili neler yapılabileceğini de masaya yatıracak.
Epir bölgesinin Arta ve Evritania bölgesi afet bölgesi ilan edilirken, Arta’yı Altyapı Bakan Vekili Hristos Spirtzis’in ziyaret edeceği açıklandı. Bakan Vekili, “Şimdiye kadar can kaybı yaşanmadı. Umarım can kaybı tehlikesi de olmaz.” dedi.

RESTORE EDİLMEDİ YIKILDI
Yunan basın-yayın organları, bölgenin ‘sembolü’ olarak kabul edilen ve binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği köprünün yıkılmasının Epir bölgesi halkını üzdüğünü bildirdi. 2007 yılında yağan şiddetli yağmur sebebiyle yıkılma tehlikesi atlatan köprünün restorasyonu gündeme gelmiş, ancak bölge yetkilileri, adım atmadıkları gerekçesiyle yerel basın ve vatandaşlar tarafından eleştirilmişti.
Aralıksız devam eden yağmur, Epir bölgesindeki 4 ilde ciddi hasara sebep oldu. Yağış sebebiyle altyapı ve karayolları zarar gördü. Binlerce dönümlük tarım alanı sular altında kaldı. Çok sayıda ev, işyeri ve çiftlikte hasar tespit edildi.
Bölgedeki Purnari barajının gece yarısı patlaması sonucu da Arahthou Nehri’nde yükselen su seviyesi sebebiyle civardaki 5 köy tedbir amacıyla boşaltıldı.

BALKANLARIN TEK KEMERLİ EN UZUN KÖPRÜSÜ
Osmanlı eserlerinin çokluğu ile bilinen Arta şehri sınırları içerisindeki tarihi Osmanlı köprüsünün yıkılması, bölge halkını üzdü. 1866 yılında 3 ayda inşa edilen tek kemerli tarihi taş köprü, 61 metre uzunluğunda, 19 metre 20 santimetre yüksekliğinde. Kemer açıklığı ise 39,5 metre. Balkanların en büyük tek kemerli taş köprüsü olarak kabul ediliyor. 24 metre yükseklik, 30 metre de uzunluğa sahip olan Mostar Köprüsü’ne benzerliğiyle dikkat çekiyordu.
Bölgede etkili olan sağanak yağış sebebiyle Plaka Köprüsü’nün destek kemerlerine kadar yükselen su seviyesi nedeniyle köprünün yıkıldığı belirtiliyor. Öte yandan Arta Köprüsü’nün de yükselen sular sebebiyle zarar görmesinden korkuluyor. Şehrin sembolü olan Arta Köprüsü ise 1600’lı yılların başında inşa edildi. Bölgenin en görkemli Osmanlı eserinden biri olarak kabul ediliyor.
Bu arada Yunanistan’da etkili olan yağmur, Atina-Selanik arasındaki tren seferlerinin kesintiye uğramasına sebep oldu. Kozani-Kalamia otobanı da yağış sebebiyle kapandı. Lamia’da binlerce ekili arazi de sular altında kaldı.

Kaynak: Admin

Özgecan İçin Afrika’da Su Kuyusu Açıldı


Özgecan İçin Afrika’da Su Kuyusu Açıldı






Tarsus’ta hunharca öldürülen Özgecan’ın anısına Kimse Yok mu Derneği tarafından dünyanın en fakir ülkelerinden Çad’ın başkenti Ndjamena’nın 60 kilometre güneyindeki Mandelia kasabasında su kuyusu açıldı. Özgecan’ın anne ve babası, gözyaşları içinde “Bunlar kızımızın yaşatılmasının ve su aktıkça dua alıyor olmasının sevinç gözyaşları.” dedi.
 
Mersin’in Tarsus ilçesindeki evine gitmek üzere minibüse binen ve kaçırıldıktan sonra yakılarak öldürülen üniversite öğrencisi 20 yaşındaki Özgecan Aslan’ın anısına, Kimse Yok mu Derneği tarafından Afrika’da Su Kuyusu açıldı. Türkiye geneli Genç-iz Akademi gönüllüsü üniversiteli kız öğrencilerin ‘Selsebil projeleri’ kapsamında topladığı yardımlarla açılan kuyu, Özgecan Aslan gibi kızların anılarının yaşatılması ve Afrikalı kızlar için büyük anlam taşıyor. Kimse Yok mu, açılan kuyunun görüntülerini Özgecan’ın ailesini ziyaret ederek paylaştı.

Özgecan’ın anne ve babası kuyunun video görüntülerini izlerken gözyaşlarına boğuldu. Baba Mehmet Aslan ve anne Songül Aslan, “Bunlar kızımızın yaşatılmasının ve su aktıkça dua alıyor olmasının sevinç gözyaşları.” diyerek memnuniyetlerini dile getirdi.
Baba Mehmet Aslan, kızı için açılan kuyu ile ilgili şunları söyledi: “Yeşil hayattır, orman hayattır ve bunları su olmadan yaşatamazsınız. Bir insanın gücü ne kadar olursa olsun bunları yapmaya muktedir midir? Bizler inanan insanlar olarak kadere inanmaktan başka çaremiz yok.” Her yaşanan hadisede bir hikmet aranması gerektiğini dile getiren baba Aslan, “Bu zor zamanımızda yanımızda olan herkese, tüm büyüklerime, Kimse Yok mu’ya, gönüllü dostlarına ve özellikle kızımın adına yapılan kuyuda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.” dedi. Özgecan’ın annesi Songül Aslan ise duygularını şöyle ifade etti: “Bizim canımız yandı. Bizler kavrulduk, bari kızımın anısına açılan su kuyusundan istifade edip eğitimine devam edecek olan binlerce kızımız yaşasın ve kavrulmasınlar.”
Kimse Yok mu Derneği su kuyuları projesi koordinatörü Vasfi Başak ise “Bu su kuyusu Genç-iz Akademi gönüllüsü üniversite öğrencisi kızların sponsorluğuyla açıldı. Bu davranış zihinlerde, gönüllerde iz bırakacak. Buranın oluşturulmasında emeği geçen çok sayıda insan var. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Kaynak: Admin

Thursday, April 30, 2015

Baba Sakin Ol Herkes Sana Bakıyor! :)

Birlikte ayakkabı almaya gittiği babasına Baba tamam tamam diyerek naz yapan küçük Ilgının taklidini yaptı. 








Kaynak: Admin

Atatürk Kur’an’ı neden Türkçeye Çevirtmişti?





1970’lerin sonunda kitap sevdamın filizlenmiş, o kitapçı senin, bu kitapçı benim, saatlerim artık bu yeni irfan tapınaklarının rafları önünde geçer olmuştu.

Bursa’da Ulucami’nin köşesinde MTTB’nin kitabevinden tutun da ciltçi Cavit Çemrek’in üst katı eski kitaplarla dolu dükkânına kadar süren turlarımda kitabiyat bilgilerimin temeli atılmaktaydı.

Rahmetli Cavit Çemrek’in dükkânında geçirdiğim saatlerde Osmanlıca bir Kur’an tercümesine rastlamıştım. Adı “Nûru’l-Beyân”, yazarı da Şeyh Muhsin-i Fânî (Hüseyin Kâzım Kadri’nin takma adı). Cumhuriyet devrinin bu ilk meal-tefsir denemesi zamanında yoğun eleştirilere uğramış, hatta “Sebilürreşad” dergisi şiddetli hücumlarda bulunmuştur.

Mesela daha ilk ayetin ilk kelimesinde hata yapılmıştır. “Kâffe-i hamd Rabbu’l-âlemîne mahsustur” şeklindeki çeviride “kâffe” kelimesi ‘istiğrakı’, yani başına geldiği cins ismin eksiksiz bütününü ifade etmez, halbuki ayette istisnasız bütün hamdin Allah’a mahsus olduğu kastedilmektedir.

Dakika bir, gol bir hesabı. Nitekim eleştiriler yüzünden bu tercüme bir daha basılamadı. Aynı yıl yeni bir çeviri yayımlandı. Üzerinde Cemil Said (Dikel) imzası olan bu sözde Kur’an tercümesi ise gerçekte bir çevirinin çevirisiydi. 1840’ta Fransızcaya Albert Kazimirski’nin çevirdiği Kur’an tercümesi bu defa Türkçeye kazandırılıyor ve bu da dinde reform taraftarlarının ekmeğine lezzetli bir yağ sürüyordu. Cumhuriyetin ilk yılında Kur’an tercümelerinin birbiri ardınca geliyor olması hayra alamet miydi? Fakat bu çeviri de hücuma uğramaktan kurtulamadı. Mehmed Akif’in damadı Ömer Rıza (Doğrul) ile sonradan Diyanet İşleri Başkanı olacak Ahmed Hamdi (Akseki) tarafından yöneltilen sert eleştirilere tatminkâr cevaplar verilemedi ama anlaşılan, niyet farklıydı. Nitekim 1923 yazında Mustafa Kemal ile görüşmelerinde sık sık Kur’an’ı Türkçeye çevirteceğine dair fikirler duyduğunu bizzat Kâzım Karabekir anlatmaktadır.
Özetle Cumhuriyet daha kurulmadan önce Kur’an’ın tercümesi fikrinin birdenbire akla gelmiş olması manidardır.

Karabekir Paşa ne diyordu?

“Kızıl Pençe”de bu anı Karabekir’in ağzından şöyle aktarmıştım: “Belli olmayan hususlardan birisi de, hükümetin din, daha doğrusu İslamiyet hakkındaki git-gelleriydi. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye çevrilmesi meselesi, bu git-gellerden biriydi sadece. 14 Ağustos akşamı Türk Ocağı’nda verilen çay ziyafetinde ilk tehlikeli hamle göründü. Bakanlardan kimse yoktu. Hayli geç gelen Mustafa Kemal Paşa, bilim heyetinin şimdiye kadarki mesaisiyle ilgili görünmeyerek “Kur’an’ı Türkçeye aynen tercüme ettirmek” arzusunu ortaya attı. Şer’iye Vekili Konya Milletvekili Hoca Vehbi Efendi ve bunun gibi sözüne inandığım bazı zatlar şu bilgiyi vermişlerdi:

“Gazi Kur’an-ı Kerim’i bazı İslamiyet aleyhtarı züppelere (Cemil Said’i kastediyor) tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’an’ın Arapça okunmasını, namazda bile yasaklayarak bu çeviriyi okutacak! Ve o züppelerle işi alaya boğarak güya Kur’an’ı da, İslamiyet’i de kaldıracaktır. Çevresindekiler böyle bir çevre, kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyor.”

Aynı akşam bu fikre ayak uyduran bazı kişileri görünce bu tehlikeli gidişatı önlemek için Mustafa Kemal Paşa’ya şöyle cevap verdim: “Devlet Başkanı sıfatıyla din işlerini kurcalamanızın içeride ve dışarıdaki etkileri çok aleyhimize olur ve bize zarar verir. İşi ilgili makamlara bırakmalıyız. Fakat din konusu rastgele şunun bunun içinden çıkabileceği basit bir iş olmadığı gibi, kötü politika zihniyetinin de işi karıştırabileceği göz önünde tutularak, içlerinde Arapçaya ve dinî bilgilere hakkıyla vâkıf değerli şahsiyetlerin de bulunacağı yüksek ilim adamlarımızdan oluşan bir kurul toplamalı ve bunların kararına göre tefsir mi, tercüme mi yapmak uygundur, ona göre bunları harekete geçirmelidir.”

Mustafa Kemal Paşa bana şu cevabı verdi: “Din adamlarına ne gerek var, dinlerin tarihi malumdur. (Kur’an’ı) Doğrudan doğruya tercüme edivermeli!”

Bu fikrine şöyle karşılık verdim: “Sömürgeleri Müslümanlarla dolu olan büyük milletler Kur’an’ı kendi siyasî çıkarlarına göre dillerine tercüme ettirmişlerdir. İslam dinine ve Arapçaya hakkıyla vâkıf kimselerin bulunmayacağı herhangi bir kurul, tercümeyi mesela Fransızcasından yapabilir. Fakat bence burada eğitim programımızı tespit için toplanmış bulunan bu yüksek kuruldan, vicdanî bir mesele olan din bahsinden değil, pozitif bilim cephesinden yararlanmak hayırlı olur. Kur’an’ın yapılmış tefsirleri var, gerekirse yenisini de yaparlar. Devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa enerjimizi millî kalkınmaya akıtmak daha hayırlı olur.”

Mustafa Kemal Paşa bu beyanlarıma karşı hiddetle içindekini tamamen ortaya döktü ve şöyle dedi: “Evet Karabekir, Arap oğlunun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım! Ta ki, budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler!”

Orada bulunan Hamdullah Suphi (Tanrıöver) ve Ruşen Eşref (Ünaydın) Beyler işin bir bilim kurulu önünde berbat bir şekle dönüştüğünü görerek, “Paşam, çay hazır, herkes bizi sofrada bekliyor.” diyerek müdahale edip bahsi kapatabildiler. Bizler de özel masadan kalkarak sofraya oturduk, yedik içtik.”

Tebbet Suresi’ne eleştiri!

“Arap oğlunun yavelerini tercüme ettireceğim” sözü ile Cemil Said’in bazılarınca “Türkçe Kur’an” diye anılmaya başlanan çevirisini yan yana koyunca nasıl bir yol açılmak istenildiği de netleşiyor. Mehmed Akif’e sipariş edilen (ama kendisi tarafından yaktırılan) meal ile Elmalılı Hamdi (Yazır) Efendi’ye yazdırılan tefsirin de bu ışık altında incelenmesi gerekir. Zira her ikisi de bu yeni protestan Kur’an ve din anlayışına direnmiş, buna Diyanet İşleri Başkanı sıfatıyla Rifat (Börekçi) de katılmış ve sonunda Kur’an’ın çevirisini resmileştirme ve Türkçe ibadette kullanma çabalarını akim bırakmışlardır.

1933 yılında Türkiye’ye gelen ABD’li General Sherill’in Atatürk’le görüştükten sonra yazdığı rapordan bir parçayı beraberce okuyalım (Rifat Bali çevirisiyle): “(Atatürk) Türk halkının uzun zamandan beri ezberden okuduğu bazı Arapça duaların gerçek manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor. Kur’an’dan alınan bir Arapça bölüm okudu. Bu duada (Tebbet Suresi) Hz. Muhammed amcası ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gitmeleri için beddua eder. “Düşünen bir Türk’ün böylesi bir duayı okumaktan elde edeceği dini ilhamı veya dine ilgi göstermesini tahayyül edebilir misin?” dedi. Bu fikrini geliştirdikçe ben de gitgide Kur’an’ın Türkçe okunmasını teşvik etmesinin sebebinin Kur’an’ın Türkler arasında gözden düşmesi olduğu neticesine varıyorum.”

Karabekir Paşa ile General Sherill’in söyledikleri bir noktada çakışıyor. Atatürk gerçekte ne yapmak istemişti dinde? Reform mu? Yoksa…


Kaynak: Admin

Bu bir krater değil, peki öyleyse nedir?

Bu bir krater değil, peki öyleyse nedir?

Her ne kadar dairesel yerşekilleri gördüğümüzde akla ilk gelen sebepler volkanik krater ya da meteor çarpması olsa da, aslında durum öyle olmayabiliyor.
Bu uydu fotoğrafı, neredeyse mükemmel bir daireselliğe sahip, çapı 10 km’nin biraz altında, duvar yüksekliği 600 m olan tamamen doğal yollarla oluşmuş bu yüzey şekli, Kuzeydoğu Rusya-Kondyor Masifi’ne ait (Resim 1). Fotoğrafta, bu dairesel şekli kesen bir nehir olduğunu görüyoruz. Bu nehir, yağışla dolan kraterdeki yağmur suyunun taşınmasını sağlıyor. Yüzey şeklinin çıplak kayadan oluşan duvarında herhangi bir bitkisellik olmamasına rağmen iç ve dış kesimlerinde vejetasyon görebiliyoruz (1).
Bu halkanın tek özelliği sadece dairesel yapısı değil. İntrüzif (iç püskürük, sokulum), yani magmanın daha önceden var olan kayaları zorlayarak yukarı çıkarken kabuk içinde soğuyup katılaşmasıyla oluşan bu dairesel şekil, jeolojik oluşum sürecinden dolayı iyi kristalleşmiş, altın, gümüş, bakır, kurşun ve başka değerli iz elementler gibi ekonomik öneme sahip elementler içeren minerallere ev sahipliği yapıyor (Resim 2). Bu minerallerin sulu çözeltileri, bizmut, kalay, antimon, tellür gibi mineraller nedeniyle belirgin bir renge sahip. Bununla beraber, bütün masif, osmiyum gibi asal metallerce anormal derecede zengin. Fakat, en dikkat çekici özellik, çapları 1,5 cm’ye varan, altın ile kaplanmış platin-demir alaşımları (1).
Resim 2: Knodyor Mafisi’ne ait platin içeren mineralller
Resim 2: Knodyor Mafisi’ne ait platin içeren mineralller
Kondyor Masifi’ne ait jeolojik çalışmalar, bu yeryüzü şeklinin, herhangi bir volkanizma veya püskürmeye sebebiyet vermeden çevresindeki çökel kayaçları keserek oluşmuş magmatik intrüzif bir kayaç olduğunu gösteriyor. İlk oluştuğunda şu an çöküntü olan merkez kısmını kapatan kubbe şekli, zamanla diferansiyel erozyona(1) uğrayarak, bugünkü görüntüsünü almasına neden olmuş (Şekil 1) (1, 2).
Şekil 1: Kondyor Masifi’ne ait jeolojik plan görüntüsü ve enine kesiti (Burg et al, 2008)
Şekil 1: Kondyor Masifi’ne ait jeolojik plan görüntüsü ve enine kesiti (Burg et al, 2008)
Yapılan yerçekimi ve manyetizma ağırlıklı jeofizik çalışmalar, bu duvarın yerin yaklaşık 10 km derinine indiğini gösteriyor. Kayaçların ultramafik(2) jeokimyasal yapısı da düşünüldüğünde, bu intrüzif yapı oluşurken, sıcaklığıyla etrafındaki sedimanter kayaçları eriterek bünyesine aldığı diğer elementlerle bilimadamlarının kafasını karıştırabiliyor. Ancak şu an soğumuş ve katılaşmış durumdaki Kondyor Masifi, jeolojik oluşum sürecinden dolayı, daha yavaş soğumuş olan iç çeperde iri taneli kristalin kayaçlar barındırırken, önceden var olan soğuk kayaçlarla temas ettiği ve hızlı soğuduğu dış çeperde ufak taneli kristalin kayaçlar bulunduruyor. Oluşurken jeolojinin en önemli jeokimyasal ve fiziksel proseslerinden biri olan fraksiyonel kristallenme(3) sürecinden geçen bu yapı, dış çeperde piroksen, hornfels gibi görece hafif mineralleri tutarken, merkezde kromit, olivin gibi ağır mineralleri barındırıyor.
Bu şaşırtıcı yüzeyşeklinin nasıl oluştuğu ise oldukça tartışmalı. Bu krater-benzeri yapının oluşması, derin manto sorgucunun ısınma ve karışmasıyla beraber yabancı jeokimyasal bileşenlerin de yapıya eklenmesi sonucunda litosferde ergimenin başlamasıyla tetikleniyor. Böyle jeokimyasal yapıdaki düzensizlikler, uçucu bileşenlerce zengin mantonun kabuk boyunca yükselirken ergime ve karışmanın devam etmesiyle zorlanan mineraller, herhangi bir volkanizma veya püskürme olmaksızın yüzeye ulaşıyor.
Burg vd.’nin yaptığı araştırmaya göre, Kondyor Masifi’nin oluşum mekanizması translitosferik diyapirizm, yani, yukarıda açıklanan jeokimyasal düzensizliklerle tetiklenen sünek, şekil değiştirebilen magma, daha katı ve kırılgan kabuktan yükselmesi olayı (2008). Ancak açıklaması güç olan kısım, bu kadar ağır ve sıvı ultramafik malzemenin her ne kadar jeokimyasal düzensizliklerden bahsetsek de, nasıl yükselerek diğer malzemeleri kapladığı. Bu nedenle düşünülen alternatif mekanizma, görece daha ince bir besleyici daykın(4), kabuk boyunca yükselerek yüzeyin hemen altında disk şeklinde yayılması şeklinde (1, 3). Ancak bu alternatif mekanizma, daha kalın yeraltı yapısına işaret eden jeofiziksel sonuçlarla ne yazık ki örtüşmüyor.
Sonuç olarak, aslında Kondyor Masifi ve ne bir volkan ne de meteor çarpması sonucu oluşan bir göçük: bir kubbenin kısmen aşınmasından arta kalan, yer kabuğunun derinliklerine doğru uzanan bir kaya sütununun tepesi. Değerli mineraller içermesinden öte, dünyanın anlamamız gereken pek çok gizemi olduğunun kanıtı olan mükemmel bir görsel jeomorfolojik yapı.
Açıklamalar:
  • Diferansiyel erozyon (differential erosion): Kayacın dayanım ve/veya sertliğine bağlı olarak değişim gösteren, herhangi düzenli bir süreç içermeyen, düzensiz oranlarda meydana gelen bir aşınma türüdür. Yani, yumuşak ve zayıf kayaçlar daha çabuk aşınırken, sert ve dayanımı yüksek kayaçlar sırt (duvar), dağ, tepe gibi yapılar oluşturabilecek şekilde yavaş aşınır.
  • Ultramafik kayaçlar: Silis gibi hafif elementlerce fakir, magnezyum, demir gibi ağır elementlerce zengin kayaçlar.
  • Fraksiyonel kristallenme: Magma içindeki mafik, yani ergime noktası en yüksek minerallerin önce (magnezyum oksit, demir oksit gibi mineraller), ergime noktası düşük minerallerin (yüksek silis içeren minerallerin en son katılaştığı kristallenme sürecidir.
  • Besleyici dayklar: Magmanın yüzeye taşındığı magmatik intrüzif (sokulum) yapılarıdır.
Kaynak: www.space.io9.com

Samsung, Galaxy S6 ve S6 Edge için yeni videolar yayınladı

Samsung yeni videolarda telefonların tasarım ve donanım özelliklerini ön plana çıkarıyor.




Samsung amiral gemisi akıllı telefonlar Galaxy S6 ve S6 Edge için iki yeni tanıtım videosu yayınladı. Şirket ilk tanıtım videosunda telefonların tasarımlarına değiniyor. Metal ve cam malzemeden oluşan akıllı telefonlardan Galaxy S6 Edge’in iki kenarı da kavisli ekrandan oluşuyor. Bu videoda ayrıca favori kişilere hızlı erişimin nasıl yapıldığı da gösteriliyor.
İkinci videoda Galaxy S6 ve S6 Ede’in performanslarından söz ediliyor. Her iki telefonda 14nm üretim sürecine sahip 64-bit sekiz çekirdekli Exynos 7420 işlemcisi kullanılıyor. Quad HD çözünürlüklü Super AMOLED ekran, 3GB LPDDR4 RAM ve yeni bellek teknolojisi UFS 2.0 Galaxy S6 ve S6 Edge’in öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor.
Her iki telefon halihazırda dünyanın birçok noktasında satışa sunulmuş durumda. Galaxy S6 ülkemize 2.500 lira, Galaxy S6 Edge ise 3.000 lira fiyatla giriş yaptı. 


Fener'den Ada'ya Dzeko çıkarması

Fener'den Ada'ya Dzeko çıkarmasıSarı-lacivertli yöneticiler, Manchester City'nin golcüsüyle İngiltere'de bir araya geldi Görüşme olumlu geçti ancak Bosnalı yıldız, kararını sezon sonunda vereceğini söyledi

Bu sezon hücum oyuncularından beklediği verimi alamayan Fenerbahçe, önümüzdeki sezon da aynı sıkıntıyı yaşamamak adına önemli girişimlerde bulunuyor. Transfer listesinde birçok yıldız bulunan 'de en son hamle Edin Dzeko için yapıldı. 2018'e kadar sözleşmesi olmasına rağmen sezon sonunda Manchester City'den ayrılacak olan Dzeko için Fenerbahçe'nin geçtiğimiz günlerde İngiltere'ye çıkarma yaptığı belirtildi.

İngiltere'nin Manchester kentinde Dzeko ve menajeri İrfan Redzepagic ile yapılan görüşmenin olumlu geçtiği ifade edildi. edinilen bilgiye göre, Dzeko, Fenerbahçe'ye sıcak baktığını ifade etti ancak kesin kararını vermek için Manchester City'deki durumunun netleşmesi gerektiğini söyledi. Tarafların önümüzdeki ay tekrar görüşmeye karar verdiği öğrenilirken, F.Bahçe'nin bu transfer için 15 milyon euro'yu gözden çıkardığı bildirildi.

Hatırlanacağı gibi Fenerbahçe'nin eski golcüsü Boliç bir süre önce "Başkan Aziz Yıldırım 2-3 ay önce beni arayıp Dzeko'yla ilgili bilgi aldı" demişti. 29 yaşındaki Bosnalı golcü bu sezon ligde 22 maçta 4 gol atarak beklentilerin altında kaldı.
Kaynak: www.sporhaber.tr

Başarılı Bir İş Adamı Olmak

basarili-bir-isadami-olmak

Girişimlerde bulunan ve ticari faaliyetler geliştiren ve devam ettiren kişilere iş adamı denir. Bir iş adamının şirketleri, firmaları ve/veya girişimleri yani bir veya birden fazla işletmesi olabilir. Başarılı bir iş adamı bir veya birden fazla işletmeyi idare edebilen kişidir. Buradaki başarı net varlık,  toplam sermaye, kültürel etki ve sürdürülebilirlik gibi finansal terimlerle ölçülür. İşletmenin başarısının ölçüsü ne olursa olsun bu başarının arkasında başarılı bir iş adamı vardır. Başarılı bir iş adamı olmak istiyorsanız aşağıdaki makaleyi okumaya devam edin.

Başarılı bir iş adamı nasıl olunur?

1 – Eğitim alın
Bir işi yönetmenin temel prensiplerini bilmeniz hayati önem taşır. Pazarlama, yönetim, finansman ve operasyonlar gibi iş prensiplerini öğrenmenin bir sürü yolu vardır.
Üniversite: diplomanızın olması iyi bir başlangıç yapmanızı sağlar.
Ticaret okulları: belli bir ticaret türünde uzmanlaşmak istiyorsanız işletmenizin başarısını garanti almak için ticaret hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenmeniz gerekir.
Seminerler: iş adamı olarak başarıyı yakalamış olanlardan bir şeyler öğrenmek için seminerlere katılın.
2 – Kişilerarası ilişkilerinizi geliştirin
Kişilerarası iletişim becerileri insanlarla nasıl iletişim kurduğunuzla alakalıdır. Bu becerilere sadece çalışanlarınızı yönetmek için değil aynı zamanda anlaşmalar ve sözleşmelerle ilgili pazarlıklar yapmak, toplumla etkili bir biçimde iletişim kurmak ve diğer sektör profesyonelleriyle ağlar oluşturmak için de ihtiyacınız olacaktır. Kişilerarası becerileri iyi olan bir iş adamı olmak için aşağıdakileri uygulayın:
Aktif dinleme yapın. Bu diğer insanların söylediklerini kendi kelimelerinizle tekrar ederek onaylatmanız anlamına gelir.
Diğerlerine kulak verin. Diğerlerinin duygularını, kelimelerini ve vücut dilini anladığınıza ilişkin proaktif olun.
İnsanlarla bağlantı kurun. Başarılı bir iş adamı kurulan diğer kişilerarası bağlantıların merkezidir. İnsanlara adil ve eşit davranarak bir araya gelecekleri bir etkinlik düzenleyin ve birbirleriyle çalışmaları için onları cesaretlendirin.
Çatışmaları çözerken liderlik rolünü üstlenin. Kişisel olarak dahil olmak yerine arabuluculuk yapın.
3 – Başarıyı yakalamak için tutkuyla hareket edin
Sadece iş adamı olmayı istemek yetmez. Başarı tutkusu ortalamanın üstüne çıkmanıza ve sürüden ayrılmanıza yardımcı olur.
4 – Çalışanlarınızı dikkatli seçin
Çalışanlarınız destek ağınızdır ve işletmenizin başarısında büyük rol oynarlar. Sadece nitelikli ve yetenekli olanları işe alın ve bir araya geldiklerinde çark dişlisi gibi birbirlerine geçeceklerinden emin olun.
5 – Refahınız için mali durumunuzu iyi yönetin
Şık takım elbiseler ve büyük bir ofis oldukça çekicidir ancak başarılı bir iş adamı olmak istiyorsanız önceliğiniz işlerinize yeniden yatırım yapmak olmalıdır.
6 – Bir akıl hocası bulun
Başarılarını taklit etmeye çalıştığınız ve imrendiğiniz bir iş adamıyla ilişki kurmaya çalışın. Bu akıl hocasını arkadaş çevreniz veya başarılı ve akıl danışabileceğinizi düşündüğünüz işletmeleri araştırarak bulabilirsiniz.
7 – Hesaplanmış riskler alın
Rakiplerinizle mücadele edebilmek ve başarılı bir iş adamı olabilmek için bazen riskler almanız ve kalıpların dışına çıkmanız gerekir. Bu küçük başarısızlıkların kaçınılmazlığını kabul etmek ve bunları fırsat olarak görmeyi öğrenmek anlamına gelir. Girişimlerinizi dikkatli bir biçimde planlayın ve hesaplanmış riskler alın ancak geçici başarısızlıklara karşı da hazırlıklı olun.
İpuçları
Zamanınızı her zaman iyi kullanın.
Müşterilerinizle her zaman iyi ilişkiler kurun.
Müşteri ilişkilerini her zaman iyi tutun.
İş arkadaşlarınıza, müşterilerinize ve en önemlisi kendinize karşı her zaman sadık olun.
Kararlılık hayati önem taşır.
İş yaparken kendinize her zaman güvenin ve her müşterinin sizin için iyi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Diğerlerine özellikle de rakiplerinize körü körüne inanmayın.
Müşterilerinizin kıymetini bilin.
Her zaman dürüst olun.
Her zaman hatırlamanız gereken bir ipucu: “Ticarette ilişkiler yoktur”
Uyarılar
Aile üyelerinizi ve kişisel arkadaşlarınızı personel olarak işe alırken dikkatli olun. Bu kişinin pozisyon için uygun olduğundan emin olun.