Montaj Değil Gerçek Uçaklar Böyle İniş Yapıyor..! :)

Montaj Değil Gerçek Uçaklar Böyle İniş Yapıyor..! Izleyinn

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı yeni parçacıklar buldu!

CERN, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile yapılan yeni deneylerde "Pentakuark" ismi verilen yeni parçacıklar keşfedildiğini duyurdu.

2015 model LG Nexus 5'e ait ilk sızıntı gerçekleşti

LG tarafından geliştirilen yeni Nexus parmak izi tarayıcısıyla gelecek.

Nedir Bu Probiyotik?

Son yıllarda kronik hastalıklar ile bağırsak dengesi arasındaki ilişkiyi gösteren onlarca araştırma yapıldı.

Balkanların Tek Kemerli En Büyük Osmanlı Taş Köprüsü Yıkıldı

Yunanistan’da 1866’da inşa edilen ve Balkanların tek kemerli en büyük taş köprüsü olarak belinen Osmanlı köprüsü yıkıldı.

Thursday, April 30, 2015

Baba Sakin Ol Herkes Sana Bakıyor! :)

Birlikte ayakkabı almaya gittiği babasına Baba tamam tamam diyerek naz yapan küçük Ilgının taklidini yaptı. 








Kaynak: Admin

Atatürk Kur’an’ı neden Türkçeye Çevirtmişti?





1970’lerin sonunda kitap sevdamın filizlenmiş, o kitapçı senin, bu kitapçı benim, saatlerim artık bu yeni irfan tapınaklarının rafları önünde geçer olmuştu.

Bursa’da Ulucami’nin köşesinde MTTB’nin kitabevinden tutun da ciltçi Cavit Çemrek’in üst katı eski kitaplarla dolu dükkânına kadar süren turlarımda kitabiyat bilgilerimin temeli atılmaktaydı.

Rahmetli Cavit Çemrek’in dükkânında geçirdiğim saatlerde Osmanlıca bir Kur’an tercümesine rastlamıştım. Adı “Nûru’l-Beyân”, yazarı da Şeyh Muhsin-i Fânî (Hüseyin Kâzım Kadri’nin takma adı). Cumhuriyet devrinin bu ilk meal-tefsir denemesi zamanında yoğun eleştirilere uğramış, hatta “Sebilürreşad” dergisi şiddetli hücumlarda bulunmuştur.

Mesela daha ilk ayetin ilk kelimesinde hata yapılmıştır. “Kâffe-i hamd Rabbu’l-âlemîne mahsustur” şeklindeki çeviride “kâffe” kelimesi ‘istiğrakı’, yani başına geldiği cins ismin eksiksiz bütününü ifade etmez, halbuki ayette istisnasız bütün hamdin Allah’a mahsus olduğu kastedilmektedir.

Dakika bir, gol bir hesabı. Nitekim eleştiriler yüzünden bu tercüme bir daha basılamadı. Aynı yıl yeni bir çeviri yayımlandı. Üzerinde Cemil Said (Dikel) imzası olan bu sözde Kur’an tercümesi ise gerçekte bir çevirinin çevirisiydi. 1840’ta Fransızcaya Albert Kazimirski’nin çevirdiği Kur’an tercümesi bu defa Türkçeye kazandırılıyor ve bu da dinde reform taraftarlarının ekmeğine lezzetli bir yağ sürüyordu. Cumhuriyetin ilk yılında Kur’an tercümelerinin birbiri ardınca geliyor olması hayra alamet miydi? Fakat bu çeviri de hücuma uğramaktan kurtulamadı. Mehmed Akif’in damadı Ömer Rıza (Doğrul) ile sonradan Diyanet İşleri Başkanı olacak Ahmed Hamdi (Akseki) tarafından yöneltilen sert eleştirilere tatminkâr cevaplar verilemedi ama anlaşılan, niyet farklıydı. Nitekim 1923 yazında Mustafa Kemal ile görüşmelerinde sık sık Kur’an’ı Türkçeye çevirteceğine dair fikirler duyduğunu bizzat Kâzım Karabekir anlatmaktadır.
Özetle Cumhuriyet daha kurulmadan önce Kur’an’ın tercümesi fikrinin birdenbire akla gelmiş olması manidardır.

Karabekir Paşa ne diyordu?

“Kızıl Pençe”de bu anı Karabekir’in ağzından şöyle aktarmıştım: “Belli olmayan hususlardan birisi de, hükümetin din, daha doğrusu İslamiyet hakkındaki git-gelleriydi. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in Türkçeye çevrilmesi meselesi, bu git-gellerden biriydi sadece. 14 Ağustos akşamı Türk Ocağı’nda verilen çay ziyafetinde ilk tehlikeli hamle göründü. Bakanlardan kimse yoktu. Hayli geç gelen Mustafa Kemal Paşa, bilim heyetinin şimdiye kadarki mesaisiyle ilgili görünmeyerek “Kur’an’ı Türkçeye aynen tercüme ettirmek” arzusunu ortaya attı. Şer’iye Vekili Konya Milletvekili Hoca Vehbi Efendi ve bunun gibi sözüne inandığım bazı zatlar şu bilgiyi vermişlerdi:

“Gazi Kur’an-ı Kerim’i bazı İslamiyet aleyhtarı züppelere (Cemil Said’i kastediyor) tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kur’an’ın Arapça okunmasını, namazda bile yasaklayarak bu çeviriyi okutacak! Ve o züppelerle işi alaya boğarak güya Kur’an’ı da, İslamiyet’i de kaldıracaktır. Çevresindekiler böyle bir çevre, kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyor.”

Aynı akşam bu fikre ayak uyduran bazı kişileri görünce bu tehlikeli gidişatı önlemek için Mustafa Kemal Paşa’ya şöyle cevap verdim: “Devlet Başkanı sıfatıyla din işlerini kurcalamanızın içeride ve dışarıdaki etkileri çok aleyhimize olur ve bize zarar verir. İşi ilgili makamlara bırakmalıyız. Fakat din konusu rastgele şunun bunun içinden çıkabileceği basit bir iş olmadığı gibi, kötü politika zihniyetinin de işi karıştırabileceği göz önünde tutularak, içlerinde Arapçaya ve dinî bilgilere hakkıyla vâkıf değerli şahsiyetlerin de bulunacağı yüksek ilim adamlarımızdan oluşan bir kurul toplamalı ve bunların kararına göre tefsir mi, tercüme mi yapmak uygundur, ona göre bunları harekete geçirmelidir.”

Mustafa Kemal Paşa bana şu cevabı verdi: “Din adamlarına ne gerek var, dinlerin tarihi malumdur. (Kur’an’ı) Doğrudan doğruya tercüme edivermeli!”

Bu fikrine şöyle karşılık verdim: “Sömürgeleri Müslümanlarla dolu olan büyük milletler Kur’an’ı kendi siyasî çıkarlarına göre dillerine tercüme ettirmişlerdir. İslam dinine ve Arapçaya hakkıyla vâkıf kimselerin bulunmayacağı herhangi bir kurul, tercümeyi mesela Fransızcasından yapabilir. Fakat bence burada eğitim programımızı tespit için toplanmış bulunan bu yüksek kuruldan, vicdanî bir mesele olan din bahsinden değil, pozitif bilim cephesinden yararlanmak hayırlı olur. Kur’an’ın yapılmış tefsirleri var, gerekirse yenisini de yaparlar. Devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa enerjimizi millî kalkınmaya akıtmak daha hayırlı olur.”

Mustafa Kemal Paşa bu beyanlarıma karşı hiddetle içindekini tamamen ortaya döktü ve şöyle dedi: “Evet Karabekir, Arap oğlunun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur’an’ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım! Ta ki, budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler!”

Orada bulunan Hamdullah Suphi (Tanrıöver) ve Ruşen Eşref (Ünaydın) Beyler işin bir bilim kurulu önünde berbat bir şekle dönüştüğünü görerek, “Paşam, çay hazır, herkes bizi sofrada bekliyor.” diyerek müdahale edip bahsi kapatabildiler. Bizler de özel masadan kalkarak sofraya oturduk, yedik içtik.”

Tebbet Suresi’ne eleştiri!

“Arap oğlunun yavelerini tercüme ettireceğim” sözü ile Cemil Said’in bazılarınca “Türkçe Kur’an” diye anılmaya başlanan çevirisini yan yana koyunca nasıl bir yol açılmak istenildiği de netleşiyor. Mehmed Akif’e sipariş edilen (ama kendisi tarafından yaktırılan) meal ile Elmalılı Hamdi (Yazır) Efendi’ye yazdırılan tefsirin de bu ışık altında incelenmesi gerekir. Zira her ikisi de bu yeni protestan Kur’an ve din anlayışına direnmiş, buna Diyanet İşleri Başkanı sıfatıyla Rifat (Börekçi) de katılmış ve sonunda Kur’an’ın çevirisini resmileştirme ve Türkçe ibadette kullanma çabalarını akim bırakmışlardır.

1933 yılında Türkiye’ye gelen ABD’li General Sherill’in Atatürk’le görüştükten sonra yazdığı rapordan bir parçayı beraberce okuyalım (Rifat Bali çevirisiyle): “(Atatürk) Türk halkının uzun zamandan beri ezberden okuduğu bazı Arapça duaların gerçek manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor. Kur’an’dan alınan bir Arapça bölüm okudu. Bu duada (Tebbet Suresi) Hz. Muhammed amcası ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gitmeleri için beddua eder. “Düşünen bir Türk’ün böylesi bir duayı okumaktan elde edeceği dini ilhamı veya dine ilgi göstermesini tahayyül edebilir misin?” dedi. Bu fikrini geliştirdikçe ben de gitgide Kur’an’ın Türkçe okunmasını teşvik etmesinin sebebinin Kur’an’ın Türkler arasında gözden düşmesi olduğu neticesine varıyorum.”

Karabekir Paşa ile General Sherill’in söyledikleri bir noktada çakışıyor. Atatürk gerçekte ne yapmak istemişti dinde? Reform mu? Yoksa…


Kaynak: Admin

Bu bir krater değil, peki öyleyse nedir?

Bu bir krater değil, peki öyleyse nedir?

Her ne kadar dairesel yerşekilleri gördüğümüzde akla ilk gelen sebepler volkanik krater ya da meteor çarpması olsa da, aslında durum öyle olmayabiliyor.
Bu uydu fotoğrafı, neredeyse mükemmel bir daireselliğe sahip, çapı 10 km’nin biraz altında, duvar yüksekliği 600 m olan tamamen doğal yollarla oluşmuş bu yüzey şekli, Kuzeydoğu Rusya-Kondyor Masifi’ne ait (Resim 1). Fotoğrafta, bu dairesel şekli kesen bir nehir olduğunu görüyoruz. Bu nehir, yağışla dolan kraterdeki yağmur suyunun taşınmasını sağlıyor. Yüzey şeklinin çıplak kayadan oluşan duvarında herhangi bir bitkisellik olmamasına rağmen iç ve dış kesimlerinde vejetasyon görebiliyoruz (1).
Bu halkanın tek özelliği sadece dairesel yapısı değil. İntrüzif (iç püskürük, sokulum), yani magmanın daha önceden var olan kayaları zorlayarak yukarı çıkarken kabuk içinde soğuyup katılaşmasıyla oluşan bu dairesel şekil, jeolojik oluşum sürecinden dolayı iyi kristalleşmiş, altın, gümüş, bakır, kurşun ve başka değerli iz elementler gibi ekonomik öneme sahip elementler içeren minerallere ev sahipliği yapıyor (Resim 2). Bu minerallerin sulu çözeltileri, bizmut, kalay, antimon, tellür gibi mineraller nedeniyle belirgin bir renge sahip. Bununla beraber, bütün masif, osmiyum gibi asal metallerce anormal derecede zengin. Fakat, en dikkat çekici özellik, çapları 1,5 cm’ye varan, altın ile kaplanmış platin-demir alaşımları (1).
Resim 2: Knodyor Mafisi’ne ait platin içeren mineralller
Resim 2: Knodyor Mafisi’ne ait platin içeren mineralller
Kondyor Masifi’ne ait jeolojik çalışmalar, bu yeryüzü şeklinin, herhangi bir volkanizma veya püskürmeye sebebiyet vermeden çevresindeki çökel kayaçları keserek oluşmuş magmatik intrüzif bir kayaç olduğunu gösteriyor. İlk oluştuğunda şu an çöküntü olan merkez kısmını kapatan kubbe şekli, zamanla diferansiyel erozyona(1) uğrayarak, bugünkü görüntüsünü almasına neden olmuş (Şekil 1) (1, 2).
Şekil 1: Kondyor Masifi’ne ait jeolojik plan görüntüsü ve enine kesiti (Burg et al, 2008)
Şekil 1: Kondyor Masifi’ne ait jeolojik plan görüntüsü ve enine kesiti (Burg et al, 2008)
Yapılan yerçekimi ve manyetizma ağırlıklı jeofizik çalışmalar, bu duvarın yerin yaklaşık 10 km derinine indiğini gösteriyor. Kayaçların ultramafik(2) jeokimyasal yapısı da düşünüldüğünde, bu intrüzif yapı oluşurken, sıcaklığıyla etrafındaki sedimanter kayaçları eriterek bünyesine aldığı diğer elementlerle bilimadamlarının kafasını karıştırabiliyor. Ancak şu an soğumuş ve katılaşmış durumdaki Kondyor Masifi, jeolojik oluşum sürecinden dolayı, daha yavaş soğumuş olan iç çeperde iri taneli kristalin kayaçlar barındırırken, önceden var olan soğuk kayaçlarla temas ettiği ve hızlı soğuduğu dış çeperde ufak taneli kristalin kayaçlar bulunduruyor. Oluşurken jeolojinin en önemli jeokimyasal ve fiziksel proseslerinden biri olan fraksiyonel kristallenme(3) sürecinden geçen bu yapı, dış çeperde piroksen, hornfels gibi görece hafif mineralleri tutarken, merkezde kromit, olivin gibi ağır mineralleri barındırıyor.
Bu şaşırtıcı yüzeyşeklinin nasıl oluştuğu ise oldukça tartışmalı. Bu krater-benzeri yapının oluşması, derin manto sorgucunun ısınma ve karışmasıyla beraber yabancı jeokimyasal bileşenlerin de yapıya eklenmesi sonucunda litosferde ergimenin başlamasıyla tetikleniyor. Böyle jeokimyasal yapıdaki düzensizlikler, uçucu bileşenlerce zengin mantonun kabuk boyunca yükselirken ergime ve karışmanın devam etmesiyle zorlanan mineraller, herhangi bir volkanizma veya püskürme olmaksızın yüzeye ulaşıyor.
Burg vd.’nin yaptığı araştırmaya göre, Kondyor Masifi’nin oluşum mekanizması translitosferik diyapirizm, yani, yukarıda açıklanan jeokimyasal düzensizliklerle tetiklenen sünek, şekil değiştirebilen magma, daha katı ve kırılgan kabuktan yükselmesi olayı (2008). Ancak açıklaması güç olan kısım, bu kadar ağır ve sıvı ultramafik malzemenin her ne kadar jeokimyasal düzensizliklerden bahsetsek de, nasıl yükselerek diğer malzemeleri kapladığı. Bu nedenle düşünülen alternatif mekanizma, görece daha ince bir besleyici daykın(4), kabuk boyunca yükselerek yüzeyin hemen altında disk şeklinde yayılması şeklinde (1, 3). Ancak bu alternatif mekanizma, daha kalın yeraltı yapısına işaret eden jeofiziksel sonuçlarla ne yazık ki örtüşmüyor.
Sonuç olarak, aslında Kondyor Masifi ve ne bir volkan ne de meteor çarpması sonucu oluşan bir göçük: bir kubbenin kısmen aşınmasından arta kalan, yer kabuğunun derinliklerine doğru uzanan bir kaya sütununun tepesi. Değerli mineraller içermesinden öte, dünyanın anlamamız gereken pek çok gizemi olduğunun kanıtı olan mükemmel bir görsel jeomorfolojik yapı.
Açıklamalar:
  • Diferansiyel erozyon (differential erosion): Kayacın dayanım ve/veya sertliğine bağlı olarak değişim gösteren, herhangi düzenli bir süreç içermeyen, düzensiz oranlarda meydana gelen bir aşınma türüdür. Yani, yumuşak ve zayıf kayaçlar daha çabuk aşınırken, sert ve dayanımı yüksek kayaçlar sırt (duvar), dağ, tepe gibi yapılar oluşturabilecek şekilde yavaş aşınır.
  • Ultramafik kayaçlar: Silis gibi hafif elementlerce fakir, magnezyum, demir gibi ağır elementlerce zengin kayaçlar.
  • Fraksiyonel kristallenme: Magma içindeki mafik, yani ergime noktası en yüksek minerallerin önce (magnezyum oksit, demir oksit gibi mineraller), ergime noktası düşük minerallerin (yüksek silis içeren minerallerin en son katılaştığı kristallenme sürecidir.
  • Besleyici dayklar: Magmanın yüzeye taşındığı magmatik intrüzif (sokulum) yapılarıdır.
Kaynak: www.space.io9.com

Samsung, Galaxy S6 ve S6 Edge için yeni videolar yayınladı

Samsung yeni videolarda telefonların tasarım ve donanım özelliklerini ön plana çıkarıyor.




Samsung amiral gemisi akıllı telefonlar Galaxy S6 ve S6 Edge için iki yeni tanıtım videosu yayınladı. Şirket ilk tanıtım videosunda telefonların tasarımlarına değiniyor. Metal ve cam malzemeden oluşan akıllı telefonlardan Galaxy S6 Edge’in iki kenarı da kavisli ekrandan oluşuyor. Bu videoda ayrıca favori kişilere hızlı erişimin nasıl yapıldığı da gösteriliyor.
İkinci videoda Galaxy S6 ve S6 Ede’in performanslarından söz ediliyor. Her iki telefonda 14nm üretim sürecine sahip 64-bit sekiz çekirdekli Exynos 7420 işlemcisi kullanılıyor. Quad HD çözünürlüklü Super AMOLED ekran, 3GB LPDDR4 RAM ve yeni bellek teknolojisi UFS 2.0 Galaxy S6 ve S6 Edge’in öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor.
Her iki telefon halihazırda dünyanın birçok noktasında satışa sunulmuş durumda. Galaxy S6 ülkemize 2.500 lira, Galaxy S6 Edge ise 3.000 lira fiyatla giriş yaptı. 


Fener'den Ada'ya Dzeko çıkarması

Fener'den Ada'ya Dzeko çıkarmasıSarı-lacivertli yöneticiler, Manchester City'nin golcüsüyle İngiltere'de bir araya geldi Görüşme olumlu geçti ancak Bosnalı yıldız, kararını sezon sonunda vereceğini söyledi

Bu sezon hücum oyuncularından beklediği verimi alamayan Fenerbahçe, önümüzdeki sezon da aynı sıkıntıyı yaşamamak adına önemli girişimlerde bulunuyor. Transfer listesinde birçok yıldız bulunan 'de en son hamle Edin Dzeko için yapıldı. 2018'e kadar sözleşmesi olmasına rağmen sezon sonunda Manchester City'den ayrılacak olan Dzeko için Fenerbahçe'nin geçtiğimiz günlerde İngiltere'ye çıkarma yaptığı belirtildi.

İngiltere'nin Manchester kentinde Dzeko ve menajeri İrfan Redzepagic ile yapılan görüşmenin olumlu geçtiği ifade edildi. edinilen bilgiye göre, Dzeko, Fenerbahçe'ye sıcak baktığını ifade etti ancak kesin kararını vermek için Manchester City'deki durumunun netleşmesi gerektiğini söyledi. Tarafların önümüzdeki ay tekrar görüşmeye karar verdiği öğrenilirken, F.Bahçe'nin bu transfer için 15 milyon euro'yu gözden çıkardığı bildirildi.

Hatırlanacağı gibi Fenerbahçe'nin eski golcüsü Boliç bir süre önce "Başkan Aziz Yıldırım 2-3 ay önce beni arayıp Dzeko'yla ilgili bilgi aldı" demişti. 29 yaşındaki Bosnalı golcü bu sezon ligde 22 maçta 4 gol atarak beklentilerin altında kaldı.
Kaynak: www.sporhaber.tr

Başarılı Bir İş Adamı Olmak

basarili-bir-isadami-olmak

Girişimlerde bulunan ve ticari faaliyetler geliştiren ve devam ettiren kişilere iş adamı denir. Bir iş adamının şirketleri, firmaları ve/veya girişimleri yani bir veya birden fazla işletmesi olabilir. Başarılı bir iş adamı bir veya birden fazla işletmeyi idare edebilen kişidir. Buradaki başarı net varlık,  toplam sermaye, kültürel etki ve sürdürülebilirlik gibi finansal terimlerle ölçülür. İşletmenin başarısının ölçüsü ne olursa olsun bu başarının arkasında başarılı bir iş adamı vardır. Başarılı bir iş adamı olmak istiyorsanız aşağıdaki makaleyi okumaya devam edin.

Başarılı bir iş adamı nasıl olunur?

1 – Eğitim alın
Bir işi yönetmenin temel prensiplerini bilmeniz hayati önem taşır. Pazarlama, yönetim, finansman ve operasyonlar gibi iş prensiplerini öğrenmenin bir sürü yolu vardır.
Üniversite: diplomanızın olması iyi bir başlangıç yapmanızı sağlar.
Ticaret okulları: belli bir ticaret türünde uzmanlaşmak istiyorsanız işletmenizin başarısını garanti almak için ticaret hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenmeniz gerekir.
Seminerler: iş adamı olarak başarıyı yakalamış olanlardan bir şeyler öğrenmek için seminerlere katılın.
2 – Kişilerarası ilişkilerinizi geliştirin
Kişilerarası iletişim becerileri insanlarla nasıl iletişim kurduğunuzla alakalıdır. Bu becerilere sadece çalışanlarınızı yönetmek için değil aynı zamanda anlaşmalar ve sözleşmelerle ilgili pazarlıklar yapmak, toplumla etkili bir biçimde iletişim kurmak ve diğer sektör profesyonelleriyle ağlar oluşturmak için de ihtiyacınız olacaktır. Kişilerarası becerileri iyi olan bir iş adamı olmak için aşağıdakileri uygulayın:
Aktif dinleme yapın. Bu diğer insanların söylediklerini kendi kelimelerinizle tekrar ederek onaylatmanız anlamına gelir.
Diğerlerine kulak verin. Diğerlerinin duygularını, kelimelerini ve vücut dilini anladığınıza ilişkin proaktif olun.
İnsanlarla bağlantı kurun. Başarılı bir iş adamı kurulan diğer kişilerarası bağlantıların merkezidir. İnsanlara adil ve eşit davranarak bir araya gelecekleri bir etkinlik düzenleyin ve birbirleriyle çalışmaları için onları cesaretlendirin.
Çatışmaları çözerken liderlik rolünü üstlenin. Kişisel olarak dahil olmak yerine arabuluculuk yapın.
3 – Başarıyı yakalamak için tutkuyla hareket edin
Sadece iş adamı olmayı istemek yetmez. Başarı tutkusu ortalamanın üstüne çıkmanıza ve sürüden ayrılmanıza yardımcı olur.
4 – Çalışanlarınızı dikkatli seçin
Çalışanlarınız destek ağınızdır ve işletmenizin başarısında büyük rol oynarlar. Sadece nitelikli ve yetenekli olanları işe alın ve bir araya geldiklerinde çark dişlisi gibi birbirlerine geçeceklerinden emin olun.
5 – Refahınız için mali durumunuzu iyi yönetin
Şık takım elbiseler ve büyük bir ofis oldukça çekicidir ancak başarılı bir iş adamı olmak istiyorsanız önceliğiniz işlerinize yeniden yatırım yapmak olmalıdır.
6 – Bir akıl hocası bulun
Başarılarını taklit etmeye çalıştığınız ve imrendiğiniz bir iş adamıyla ilişki kurmaya çalışın. Bu akıl hocasını arkadaş çevreniz veya başarılı ve akıl danışabileceğinizi düşündüğünüz işletmeleri araştırarak bulabilirsiniz.
7 – Hesaplanmış riskler alın
Rakiplerinizle mücadele edebilmek ve başarılı bir iş adamı olabilmek için bazen riskler almanız ve kalıpların dışına çıkmanız gerekir. Bu küçük başarısızlıkların kaçınılmazlığını kabul etmek ve bunları fırsat olarak görmeyi öğrenmek anlamına gelir. Girişimlerinizi dikkatli bir biçimde planlayın ve hesaplanmış riskler alın ancak geçici başarısızlıklara karşı da hazırlıklı olun.
İpuçları
Zamanınızı her zaman iyi kullanın.
Müşterilerinizle her zaman iyi ilişkiler kurun.
Müşteri ilişkilerini her zaman iyi tutun.
İş arkadaşlarınıza, müşterilerinize ve en önemlisi kendinize karşı her zaman sadık olun.
Kararlılık hayati önem taşır.
İş yaparken kendinize her zaman güvenin ve her müşterinin sizin için iyi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Diğerlerine özellikle de rakiplerinize körü körüne inanmayın.
Müşterilerinizin kıymetini bilin.
Her zaman dürüst olun.
Her zaman hatırlamanız gereken bir ipucu: “Ticarette ilişkiler yoktur”
Uyarılar
Aile üyelerinizi ve kişisel arkadaşlarınızı personel olarak işe alırken dikkatli olun. Bu kişinin pozisyon için uygun olduğundan emin olun.

Hakan Şükür’e ‘Örgüt’ şoku!

20 avukat hakkındaki soruşturmaya CHP Milletvikili Mahmut Tanal ile Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür de dahil edildi.


Hakimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer ile infaz hakiminin odasında baskı yaptıkları iddia edilen 20 avukat hakkındaki soruşturmaya CHP Milletvikili Mahmut Tanal ile Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür de dahil edildi.

Kamera kayıtları inceleniyor

“Örgütlü bir şekilde kamu görevlilerine baskı” ve “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında infaz savcısı Orhan Güldiker’in odasına yapılan baskına ve o gece adliyede yaşananlara dair tüm kamera kayıtları incelemeye alındı. Mahmut Tanal ile Hakan Şükür de o gece şüpheli avukatlarıyla beraber adliyedeydi. Her iki isim hakkındaki dosyanın fezleke haline getirilerek TBMM’ye sunulacağı belirtildi.
Kaynak : www.startv.tr

Balkanlar’daki en eski araçlar Bosna’da


Balkan ülkelerindeki “en eski” araçları Bosna Hersek, “en yeni” araçları ise Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk vatandaşları kullanıyor. Balkan ülkelerinde kullanılan araçların yaş ortalaması 12 ile 17 arasında değişirken, AB ülkelerinde ise bu rakam 8.6. Trafikteki araçların ortalama yaşı Bosna Hersek’te 17, Sırbistan’da 16, Kosova’da 15, Karadağ’da 14, Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk’ta ise 12.
 Balkanlar’daki en eski araçlar Bosna’da
SARAYBOSNA/BALKAN GÜNLÜĞÜ

Balkan ülkelerindeki “en eski” araçları Bosna Hersek, “en yeni” araçları ise Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk vatandaşları kullanıyor. www.bosnahersek.ba sitesinde yer alan haberde, AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Balkan ülkelerindeki araçların yaş ortalaması 12 ile 17 arasında değişirken, trafikteki araçların ortalama yaşı Bosna Hersek’te 17, Sırbistan’da 16, Kosova’da 15, Karadağ’da 14, Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk’ta ise 12.Bu ülkelerdeki araçların yaş ortalamasının, Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki araçların yaş ortalamasının iki katı olması ise dikkati çekti.Bosna Hersek’teki Ekonomi Mühendisliği Enstitüsü Uzmanı Semir Selimoviç, ülkedeki araçların üçte ikisinden fazlasını 10 yaşından eski olduğunu belirterek, “Ülkedeki araçların yüzde 77’si 10 yaşından eski. Öte yandan yüzde 30.7’si ise 20 yaşından eski. Bundaki en önemli etkenlerden biri birkaç yıl önce kabul edilen ‘Euro 3′ standartları. Buna göre, daha önce en fazla 7 yaşındaki araçların ithalatına izin verilirken, bu sınırlama 12 yaşa kadar genişletildi” diye konuştu. Selimoviç, 2014 yılı verilerine göre ülkedeki araçların ortalama yaşının 17 olduğunu ifade ederek, vatandaşların yeni araç almaktansa ithal edilen ikinci el araçları tercih ettiklerini söyledi. Öte yandan, Enstitünün verilerine göre, Bosna Hersekliler son iki yıldır en fazla Volkswagen, Skoda ve Audi marka araçları tercih ediyor. Bir diğer Balkan ülkesi Sırbistan’da da vatandaşlar genellikle “eski” araçları kullanıyor. Sırbistan Trafik Güvenliği Ajansı’ndan alınan bilgilere göre, ülkedeki araçların ortalama yaşı 16.Sırbistan Trafik Güvenliği Ajansı Müdürü Milan Bojoviç de ülkedeki araçların ortalama yaşının sürekli değiştiğini, 2012 ve 2013 yıllarında araçların ortalama yaşının 16 olduğunu söyledi. En yeniler Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk’ta Balkan ülkeleri arasında, kayıtlı araçların yaşının en düşük olduğu ülkeler ise Hırvatistan, Makedonya ve Arnavutluk. Hırvatistan Araç Merkezi’nin 2013 yılı verilerine göre, ülkedeki kayıtlı 1 milyon 870 bin 300 aracın yüzde 59’u on yaşın üstünde. Ülkedeki araçların yaş ortalaması ise 12.Bu arada, Alman markası Volkswagen’in diğer Balkan ülkelerinde olduğu gibi Hırvatistan’da da en çok kullanılan araç olduğu kaydedildi. Makedonya İstatistik Kurumu’nun 2013 yılı verilerine göre ise ülkedeki kayıtlı 411 bin 637 aracın yüzde 75’i 10 yaş üstü. Ülkedeki araçların yaş ortalaması ise 12.

Wednesday, April 29, 2015

Her gün 200 kişi sigaradan ölüyor



Fransa Ulusal Meclis rapor kayıtlarına göre ülkede her gün sigaradan ölenlerin sayısı 200’e yükseldi. Yılda yaklaşık 73 bin kişi sigara tüketiminden hayatını kaybediyor. Fransa, Mayıs 2016 tarihinden itibaren sigara paketlerinin tek tip, tek renk üzerine piyasaya çıkmasını, marka isimlerinin küçük yazılmasını tartışıyor. 
 
Kadın ve gençlerin sigara paketlerinin görünümünden olumsuz etkilendiği ortaya çıktı. 2012 yılından buyana Avustralya’da sigara paketleri tek tip olarak piyasaya çıkıyor. Son 3 yılda Avustralya’da sigara tüketimi yüzde 3 azaldı. Uygulamayı dünyada ilk Avustralya’nın başlatmasının ardından İrlanda ve İngiltere’de 2015 yılı içinde tek tip sigara paketi uygulamasını başlattı. Mayıs 2016 yılından itibaren Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sigara paketlerin tek tip, tek renk piyasaya çıkması için ön çalışmalar başladı. Fransa sigara paketlerinde değişiklikle beraber, okul çevresinde sigara satışlarının yasaklanması, araçlarda reşit olamayanların yanında sigara içilmesine yasak getirmeyi düşünüyor.
 
Avrupa’da sigara fiyatları
 
Avrupa sigaraya karşı adeta savaş açtı. Petrol vergisinden sonra tütün vergisi ülke bütçesine ikinci büyük gelir sağlıyor. Son 10 yıldır art, arda yapılan zamlarla giderek yükselen sigara fiyatları tiryakileri tütünden vazgeçirmedi. Avrupa’da en pahalı sigara paketi Norveç’te fiyatı 11,70 Euro. Sıralamayı İngiltere 10,00, İrlanda 9,50, İzlanda 7,30, Fransa 7,00, İsviçre 6,70, İsveç 6,65, Hollanda 6,30, Danimarka 5,90, Finlandiya, Belçika 5,80, Almanya 5,50, İtalya, Lüksemburg, Avusturya, İspanyaMalta 5.00, Portekiz 4,50, Yunanistan 4,00 Euro’yla takip eden ülkeler. En ucuz sigara paketi Rusya, Beyaz Rusya ve Ukrayna’da fiyatları markalarına göre 0,50- 1,50 Euro arasında değişiyor.

Kaynak: www.news.com

Sunday, April 26, 2015

El estetiği ile eller gençleşiyor

Estetik cerrahi ve medikal uygulamalar, yaşlanma belirtilerinin ilk olarak gözlemlendiği eller için gençleştirici, lekeleri ve çilleri yok eden uygulamalar yapıyor.

Estetik International Sağlık Grubu kurucusu Op. Dr. Bülent Cihantimur, el estetiği ve el gençleştirme uygulamaları hakkında bilgiler verdi ve yaz yaklaşırken el estetiği uygulamalarında ciddi derecede artış olduğunu vurguladı. Cihantimur, "El Estetiği, el gençleştirme olarak da söyleyebileceğimiz uygulamaları Estetik International kliniklerimizde hastalarımızın tercihlerine göre 2 farklı işlemle düzeltebiliyoruz. Bunlardan birincisi yağ enjeksiyonu, diğeri ise, dolgu uygulamasıdır" şeklinde konuştu.


"EL ESTETİĞİ ÇOK ÖNEMLİ"

El estetiği için yapılan uygulamalardan bahseden Op. Dr. Bülent Cihantimur, "El estetiği son derece önemli çünkü eller sürekli göz önünde, sürekli kullanılan ve bununla birlikte tahribata çok açık uzuvlardır. Ayrıca eller yaşlılık belirtilerinin ilk olarak gözlemlendiği bölgelerin başında gelir. Bayanların el bakımlarına bu kadar dikkat etmelerinin altında da bu sebepler yatar aslında. Nemli, damarsız, lekesiz ve dolgun eller gençlik göstergesidir" açıklamasında bulundu.

EL ESTETİĞİNDE YAĞ TRANSFERİ

"Tek seferde genç ellere kavuşmak istiyorsanız, yağ transferi uygulamasını önerebilirim" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur uygulamanın ayrıntılarını şöyle anlattı: "El estetiğinde kendi geliştirdiğim teknik olan Cihantimur yağ transferi, el üzerinde meydana gelen olası sorunları kalıcı ve etkili bir şekilde yok etmeye yardımcı bir uygulamadır. Hastamızın bedeninin herhangi bir yerinden az miktarda yağ alarak, kök hücreden zengin hale getiriyoruz ve parmaktan bileğe el sırtına enjekte ediyoruz. Yağ enjeksiyonun vermiş olduğu hacimle birlikte cilt yüzeyinin rengi açılıyor, cilt içten nemleniyor, belirgin damarlar silikleşiyor ve kök hücrenin etkisiyle el sırtına canlılık ve tazelik geliyor. Sert ve kemiğe oturmuş el yapısı yumuşuyor ve kemiksi görüntünün yerini, yumuşak bir dolgunluk alıyor. Ellere yağ transferi uygulaması lokal anestezi altında, ortalama yarım saat sürer ve tek uygulamayla başarılı sonuçlar elde edilir. Eller işlem sonrası, bazı hastalarımızda sargılanabilir fakat ellerin kullanılmasında sakınca yoktur ve bir gün sonra sosyal hayata geçiş yapılabilir."

EL ESTETİĞİNDE DOLGU UYGULAMASI

El estetiğinde dolgu uygulaması için hyaluronik asit içeren dolgu malzemelerinden faydalandıklarını söyleyen Cihantimur, bu malzemelerin elleri içten nemlendirerek gençliğe özgü formunu ve ışıltısını tekrar kazandırdığını söyledi. Dr. Cihantimur, "Eğer ellerde aşırı derecede bir yıpranma söz konusu değilse, acısız, yarım saat gibi bir süre zarfında gerçekleşen ve duruma göre birkaç seans daha ilave edilebilen dolgu uygulaması yapılabilir. El estetiğinde dolgu uygulaması sonrasında derhal sosyal yaşantıya dönülür, eller hemen kullanılabilir, nem kazanır, damar görüntüsü yok olur ve ek lazer uygulamalarıyla da lekeler üzerinde olumlu sonuçlar alınır" dedi.

Jeologlar yeni bir Dünya katmanı keşfetmiş olabilirler

Jeologlar yeni bir Dünya katmanı keşfetmiş olabilirler

Yeni çalışmalara göre daha önceden bilinmeyen bir katı tabakalın ayaklarımızın yaklaşık 1500 km altında uzanıyor olabilir-kanıtlara göre bu katman benzerlerinden çok daha katı ve bu durum da deprem ve volkanik patlamaları açıklayabilir.
Utah Üniversitesi’nde Jeoloji ve jeofizik alanında çalışan ve ilgili araştırmanın eş yazarı olan Dr. Lowell Miyagi yazılı yağtığı açıklamada şunları söyledi: “Yerkürenin bir soğan gibi pek çok katmanı var. Pek çok katman, bünyesinde bulundurukları minerallerce tanımlanıyor. Özünde, Yerküre’nin yeni keşfettiğimiz katmanın bünyesindeki minerallerce değil, bu minerallerin dayanımına bağlı olarak tanımlanıyor”.
Basınca devam
Araştırma için bilimadamları, demirperiklas* mineralinin yüksek başınçlara nasıl tepki vereceğini anlamak için yaptıkları deneylerde “elmas örs” adı verilen bir araç kullandılar.
yerin-katmanlari-ve-mineral-bilesenleri
Yeryuvarının katmanları ve ana mineral bileşenleri (1)
Peki araştırmacılar ne buldular? Katılık, diğer bir deyişle viskozite**, bulunan yeni katmandaki bileşenle eş değer bir malzemeye basınç uyguladıklarında, yeryuvarının alt ve üst manto sınırlarındaki (yaklaşık 650 km derinlikte) basınçla kıyaslandığında 3 kat arttı. Araştırmacılar demirperiklas ile brijmaniti (alt mantoda bulunan bir başka mineral) karıştırdıklarında deneyler 1500 km derindeki katılığın 650 km derşndeki basınçtan 300 kat daha fazla olduğunu gösterdi.
Viskozitedeki bu artış tamamen şaşırtıcıydı çünkü daha önceden viskozitenin yeryuvarının derinliklerinde farklı bacınç ve sıcaklık değerlerinden çok az etkilendiği düşünülüyordu.
Deprem ilişkisi
The Salt Lake Tribune gazetesinde belirtildiğine göre bu yeni buluş belki de depremlerin ve volkanik patlamaların sebebi olduğu düşünülen kaya dilimlerinin (rock slabs) neden Yeryuvarı yüzeyinin altına doğru hareket ettiğini ve 1500 km’de takılıp kaldıklarını açıklayabilir.
kaya-dilimleri-hareketi
Kaya dilimlerinin 650 km, 1500 km ve daha derindeki hareketi (2)
Miyagi yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Sonuç heyecan vericiydi. Aslında daha önceki sismik görüntülerde kaya dilimleri Endonezya ve Güney Amerika’nın Pasifik sahillerinin altları da da dahil olmak üzere 1500 km derinlikte ‘toplanıyor’ gibi görünüyorlardı. Bu gözlem sismologların bir müddet kafasını karıştırmıştı ancak geçtiğimiz yıl içerisinde sismologlar kaya dilimlerinin toplandığına yönelik yeni bir fikir birliğine vardılar”.
Bu bulgu ayrıca Yeryuvarı’nın iç kesimlerinin bu derinlikte önceden düşünüldüğünden daha sıcak olduğunu gösteriyor. Miyagi açıklamasında alt ve üst manto sınırındaki ortalama sıcaklığı 2800 derece Fahrenheit (yaklaşık 1540 °C) olarak hesapladığını ve daha derinlerde, viskoz kesimlerde ise 3900 derecelere (yaklaşık 2150 °C) vardığını belirtti.
“Eğer manto içerisindeki kayanın karışabilirliğini düşürürseniz, bu aynı zamanda ısının Yeryuvarı dışına çıkmasını da zorlaştırır. Bu da demek oluyor ki Yeryuvarı’nın iç kesimleri düşündüğümüzden daha sıcak”diye belirtti Miyagi.
Bu çalışma, 23 Mart 2015 tarihinnde Nature Geoscience dergisinde online olarak yayınlandı.
Açıklamalar:
*Demirperiklas: Ferropericlase ya da magnesiowüstite, magnezyum/demir oksit ((Mg,Fe)O) bileşimine sahip, yeryuvarının üst mantosunun (üzerinde yaşadığımız kabukla çekirdek arasında kalan kesim) ana bileşenlerinden biridir.
**Viskozite: Akmazlık. Akışkanın akmaya karşı gösterdiği iç direnç.
Kaynak: www.science.com

F.Bahçe 97’de atıp maçları alıyordu

F.Bahçe 97’de atıp maçları alıyordu

























Beşiktaşlı İsmail Köybaşı, “Maçların bitimine kadar mücadele etmemiz gerek. Fenerbahçe geçen sezon son ana kadar durmuyordu” yorumunu yaptı.

SİYAH beyazlı takımın sakatlıklardan yana çok çeken futbolcusu İsmail Köybaşı, şampiyonluk için çok iyi konsantre olmaları gerektiğini belirterek, “Artık hata yapmaya lüksümüz yok. Futbolla yatıp futbolla kalkacaksın. Her maça konsantre olmak gerekiyor. F.Bahçe şampiyon olduğu sezon 97. dakikalarda gol atıyordu ve maç kazanıyordu” dedi. Köybaşı, başarının derbiyle anlam kazandığını belirterek, “Galatasaray’la yapacağımız son derbiyi kazanıp şampiyon olmalıyız” diye konuştu.
 
‘BENCE, ÇOK iYi BİR iŞ BAŞARDIM’
Ağır sakatlıklardan dönebildiği için iyi iş çıkardığını vurgulayan Köybaşı, “Benim sakatlıklarımı yaşayıp geri dönemeyenler oldu. Sezona çok iyi girdim ve mevkim olmayan yerlerde oynamama rağmen iyi olduğumu düşünüyorum. Bu sene 28 maç oynadım. Bir sene önce ise 10 ya da 11 maç oynadım” dedi. Köybaşı, sürekli oynamaya başlaması halinde yeniden milli takıma seçilebileceğini de sözlerine ekledi.
Kaynak: sport.com

Altın Düştü, Gramı 104 Liranın Altına Geriledi

Altın, yatırımcıların gelecek haftaki Fed toplantısını beklemeleri ile ikinci haftalık düşüşe hazırlanir

Altın Düştü, Gramı 104 Liranın Altına Geriledi
Altın, Altın, yatırımcıların ABD'de büyümenin istikrar olduğu sinyali veren verilerin ardından gelecek hafta yapılacak Fed toplantısını beklemeleri ile ikinci haftalık düşüşe hazırlanıyor.
DIŞ PİYASA
Spot altın, Perşembe günü yüzde 0.6 yükselerek 1,193.97 dolara gelmesinin ardından yüzde 0.2 gerileyerek Singapur saat ile 12:04'te ons başına 1,191.73 dolardan işlem gördü. Kıymetli metal, Perşembe günü 1,184.45 dolar ile 14 Nisan'dan bu yana en düşük seviyeyi görmesinin ardından bu hafta yüzde 1'lik bir kayıp kaydetmeye hazırlanıyor. Altın Şanghay'da yükselerek haftalık düşüşü azalttı.
DOLAR VE EURO FİYATLARI İÇİN TIKLAYIN
İÇ PİYASA
Altın iç piyasada 104 liranın altına geriledi.
ANALİZ
Perşembe günü açıklanan verilere göre ABD'de 1. el konut satışları Mart ayından beklentilerin üzerinde geriledi. Euro Bölgesi'nde ve Çin'de imalat sanayi Nisan ayında yavaşladı. Fed, 10 yıla yakın bir süreden bu yana ilk kez faiz artırımı gerçekleştirebilmesi ile büyüme ve enflasyonda yükseliş işaretleri görmek istiyor.
GÜNCEL ALTIN FİYATLARI İÇİN TIKLAYIN
UZMAN GÖRÜŞÜ
IG Ltd., "Tüm bölgelerdeki veriler hayal kırıklığı yarattı ve küresel ekonomik toparlanma ile ilgili endişeleri artırdı. Veri Yunanistan ile ilgili iyimserliği bile düşürdü denilebilir" değerlendirmesinde bulundu.

242 Kişi Nepal'den Türkiye'ye Geliyor

Nepal'de 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği depremin ardından, aralarında Türk yolcuların da bulunduğu 242 kişi, THY'ye ait uçakla İstanbul'a geliyor.

242 Kişi Nepal'den Türkiye'ye Geliyor
Nepal'de meydana gelen 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği 7.9 büyüklüğündeki depreminden ardından aralarında Türk yolcularında bulunduğu 242 kişi Türk Hava Yolları'na ait uçakla İstanbul'a geliyor.
AKŞAM SAATLERİNDE TÜRKİYE'DE OLACAKLAR
Her geçen dakika ölü sayısının daha da arttığı Nepal'de depremi yaşayan 242 kişi, Türk Hava Yolları'na ait uçakla Türkiye'ye getiriliyor. Uçağın saat 19.40'da İstanbul Atatürk Havalimanı'na inmesi bekleniyor.
FACİA BÜYÜYOR! SON RAKAM 2 BİN 230
Nepal'de dün meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki depremin ardından hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 230'a ulaştı. Sokaklar ceset içinde. Halk yayılabilecek hastalıklara karşı çareyi cesetleri yakmakta buldu. Yetkililer ölü sayısının 10 bini bulmasından endişe ediyor.
Korkunç depremin ardından bugün 6,7 büyüklüğünde artçı sarsıntı daha kaydedildi.
Kaynak:http://www.haberler.com/